Yelken Kolu
Ana Sayfa Yukarı Ada Alternatif Çözümler Görüşler Bağlantılar Yelken Kolu

 

Ana Sayfa
Yukarı

İstanbul Lisesi Yelken Kolu Faaliyetleri

Her ne kadar niyetim ilk başta zamanında üyesi olduğum Sakarya İzci Oymağı kapsamında deniz izciliği kurmaktıysa da, federasyonun ergin izcilere bin dereden su getirtme çabaları sonucunda Şubat 2007’de bundan vazgeçildi ve Pansiyon Amiri sayın Necati Şolt ve Okul Müdürü sayın Adnan Ersan’ın destekleri ile Mart ayı başında bir kol faaliyeti olarak çalışmalarımıza başladık. İş Bankası mensubu mezunlarımız da sevgili Muharrem Kaya’nın organizasyonu ile projemizin cüzi giderlerini karşıladılar.

Öncelikle ergin ve lise son izcilerinin okul ve üniversiteye hazırlık mecburiyetlerinden dolayı bu işe zaman ayıramayacaklarını, 15 yaşından küçük oymak izcilerinin de hem bedenen yetersiz kalabileceklerini, hem de yelkenden sıkılabileceklerini düşünerek, 9 ve 10. sınıflara yaptığımız duyuru ile kol faaliyetlerine ikinci dönem başında başladık. İlk hafta 11 olan katılım 3. hafta itibarı ile 10’a düştü ve bu izciler, okulun açtığı sınıfta bilgisayar destekli ve maket, halat gibi ek materyaller kullanılarak okuldan sonra 16:00’da başlayarak verilen ve 1,5 saat süren hiçbir teorik dersi kaçırmadılar.

21 Nisan 2007 tarihinde sabah ve öğlenden sonra 3’er saatlik gruplar halinde 10:00 – 13:00 ve 14:00 – 17:00 vardiyaları ile denize çıkan izciler, 2 Haziran 2007’de son grup da denize çıktığında ikişer seferden toplam 6 saat yelkenli ile denize açılmış, bu sürenin büyük kısmında da yelken basmış, dümen tutmuş ve ıskota çekmiş oldular.

Açıkçası geliştirdiğim özet müfredatın ve hazırladığım bol resimli sunumların, ayrıca derslerde yoğun olarak kullandığım yelkenli maketinin yeterli olmayabileceği yönünde bir endişeyle başlamıştım derslere. Ancak büyük bir ilgi ile ders dinleyen, anlamadığında hemen soran, terminoloji gibi sıkıcı bir ev ödevini bile eksiksiz yere getiren aslan izcilerim denize çıktıklarında hiç zorlanmadılar. Denizlere ikinci kez çıkışlarında rüzgar şiddetindeki değişikliğin dümeni sabit tutmalarına karşın tekneyi rotasından neden çıkarttığını yelkenlerin birlikte çalışma prensipleri ve karinanın sürtünmesi ile bileşimine dayandıran teorik açıklamamı bile anladılar!

Başka bir endişem de, benim o yaşlarda “uslu bir çocuk” olmama karşın ne kadar hareketli olduğumu düşündüğümde, lazer kadar sportif de olmayan bir yelken deneyiminin onları sıkabileceği idi. Ancak dersler, sınavlar, üniversite hazırlığı falan derken o kadar erken yorulmuşlar ki, rüzgar kaldığı ve yelkenle sallandığımızda bile işin “sıkıntısını” değil ortamın huzurunu gördüler.

En az üç tanesinin kanına sonsuza kadar girilmiş oldu. Hele benimki gibi küçük bir tekneye sahip olmanın ve elde tutmanı hiç de zannettikleri kadar pahalı bir şey olmadığını öğrendiler, iki kız izcim “büyüyünce” ortak tekne almak istiyor artık.

Niyetim sonbaharda okullar açılınca da benzer bir ajandayla aynı grubun denize 6’şar saat daha çıkması, ikinci dönemde (Mart 2008’de) de yeni bir grubu başlatmak idi. Bütün bu operasyonu planlarken home-office çalışıyor olmamın sağladığı ferah zamanı değerlendirmiştim. Oysa uygulamalı derslerin ortasında reddedemeyeceğim bir iş teklifi aldım, Haziran ayı başında geçtiğim bu yeni işyerinde ise Cumartesi günleri de çalışılıyor. Açıkçası kalan tek tatil günümde sonbaharda çocukları denize çıkarmaya vakit ayıramamaktan korkuyorum. Daha da kötüsü, bir dahaki dönem yeni gruba eğitim verebilecek miyim, hiç bilemiyorum. Ancak bu kol yaşatılmalı, çocuklar denizle barıştırılmalı (hatta tanıştırılmalı).

Yelken Kolu’nun 2007 yaz faaliyetlerine katılan izciler:

Merve Yılmaz, Dilan Özkılıç, Hilal Gamlı, Ömer Enes Bayram, Kaan Pekel, Elif Toy, Sevgi Gökçe Ceran, Egemen Bakırcı, Ezgi Şahin, Nur Bulut.

Ana Sayfa ] Yukarı ]