Türkçe
Ana Sayfa Yukarı Yelken Türkçe

 

Ana Sayfa
Yukarı

İletişim Kopmak Üzere

Genç kuşağı (1985 ve sonrası doğumluları) algılamakta sorun yaşıyorum. Kullandıkları gençlik jargonundan dolayı değil, gerçekten ne dediklerini, ne de kast ettiklerini anlamıyorum. Zaten temel sorun da bu “kast etme” meselesi. Bunun en ağır gerekçelerden birinin reklam metinleri olduğunu düşünüyorum. Uzun süre dikkatini yoğunlaştırma becerisinden yoksun olan çocuklar için en ilginç yayınlar çizgi filmler ve reklam kuşakları. Çocuklar ana dilleri ile ilgili en temel becerileri edinecekleri dönemde, arkadaş ve aileleri ile sözlü iletişim kurdukları sürenin çok daha fazlasını televizyon karşısında, tek yönlü bilgi akışına maruz kalarak geçiriyorlar. Çok geç kalmadan bir şeyler yapmak lazım...

Canlı yayında yapılan hatalar, magazin dünyasının “nadide” şahsiyetlerinin anlık demeçleri ya da bazı sunucuların telaffuzları gibi detaylara girmek istemiyorum. Burada daha çok üzerinde çalışılmış, düşünülmüş, birkaç kişinin onayından geçmiş olması gereken reklam ve haber metinleri ile basılı medya yazıları üzerinde duracağım.

Okuma Listesi (01/01/2008)

Feyza Hepçilingirler: Türkçe "Off"; Dedim Ah!, Dilim Dilim Anadilim

Necmiye Alpay: Dilimiz, Dillerimiz - Uygulama Üzerine Yazılar

Medyakronik Hakiki Örneklerle Medya Eleştrisi

Kerim Evren: Güncel Örneklerle Medyada Dil Yanlışları

Robert M. Pirsig: Zen ve Motorsiklet Bakım Sanatı; Lila

Neil Postman: Televizyon - öldüren eğlence

ntvmsnbc.com (15/06/2006)

Manşet: "3 milyon kişi Mehmet ve Fatma." Türkiye'de 3 milyon çift cinsiyet hastalığından mustarip insan var diye dehşete düşüyoruz. Yoksa bu kadar fazla sayıda ebeveyn çocuklarına iki isim koyarken böylesi bir hata mı yaptı diye merak ediyoruz. Tabii ki kast edilen şey 3 milyon kişinin adının ya Mehmet, ya da Fatma olduğu (yada adı Mehmet ve Fatma olan toplam 3 milyon kişi bulunduğu).

ntvmsnbc.com (16/04/2006)

Manşet: "Alkolle de uyarıcı bilgi yazılacak" Diyoruz ki mürekkeple yazmak yetmemiş... Spot: "İngiltere’de, alkollü içeceklerin üzerine de sigara paketlerinde olduğu gibi “sağlık uyarılarının” yeralması zorunlu hale getirilecek." Bu bir dizgi hatası değil, çünkü "alkolle" içindeki iki "l" harfinin birini silince çıkan cümle de anlamlı olmuyor.

Milliyet Internet (01/04/2006)

Başlık: "İthalat koşuyor, ihracat durdu." Diyoruz ki, "Eyvah!" Sonra spotu okuyoruz: "İhracat bu yılın ocak - şubat döneminde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1 artarak 10 milyar 750 milyon dolar, ithalat ise yüzde 14.4 artarak 17 milyar 774 milyon dolar olarak gerçekleşti..." Yani aslında ihracat yerinde saymış, durmamış. Ekonomi servisindeki bir metin yazarının "ihracatın durması" ifadesini kullanırken biraz daha hassas olmasını beklerdim açıkçası.

Hürriyet Internet (19/02/2006)

"Babasından sonra annesini öldürdü." Muhabirimiz iki kere ölebilen insanı keşfetmiş! Önce babası öldürmüş annesini, sonra da kendisi... Sanırım "Önce babasını, sonra annesini öldürdü" haberini vermeye çalışıyor. Hatta, "Babasından sonra annesini de öldürdü" demek bile yeterli ve dahi daha iyi olacaktı. (Teşekkürler sevgili karıcığım :-) Zaten haber metninde de durumun bu olduğunu açıklamış.

Gecce (30/01/2006)

Dergiye ve içeriğine dair herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. Konu NR1 TV'de dönen reklamın sloganı: "Kış sizi değil, siz kışı yakalayın." Benim bildiğim kurallara göre bu ifadeyi iki cümleye ayırınca ortaya şu sonuç çıkıyor: "Kış sizi yakalayın değil, siz kışı yakalayın." Aslında "Kış sizi yakalamasın, siz kışı yakalayın," ya da "Kış sizi yakalamadan, siz kışı yakalayın," gibi bir şey demek istemiş metin yazarımız her halde!..

POMAN (24/01/2006)

Petrol Ofisi'nin yeni "yüzü", dağ başında mazotu donan bir baba-oğul ile, odun yakarak mazotu ısıtmayı öneren ve reklamlarda hiç hoş durmayan "kötü şiveli köylüden" oluşan üç kişilik gruba tiradının sonunda "Aranızda tartışma!" deyip ayrılıyor. Bu neyin tasarrufudur, neden "tartışmayın" diye tamamlamaya üşenilmiştir, akıl almıyor...

Diğer sabunlar gibi kurutmaz (22/01/2006)

Gerçi reklam eski, yukarıdaki tarih benim yazıyı yazdığım tarih. Korkarım burada gereksiz bir tasarruf çabası söz konusu. Aslında kast edilen “diğer sabunlarda olduğu gibi kurutmaz” ya da, hatta daha doğrusu “diğer sabunların aksine, kurutmaz” sanırım. Bir televizyon spotu olduğu ve metnin dillendirilmesi için zaman kısıtlaması da olmadığı gözetilirse, aslında tasarrufun gereksizliği ortaya çıkıyor. Benim bu cümleden ürün hakkında edindiğim bilgi, ürünün cildi kuruttuğu, ama bu işi diğer (rakip) sabunlardan farklı bir biçimde gerçekleştirdiği.  Diyeceksiniz ki “zaten bağlamında değerlendirildiğinde senin yorumuna varmak anlamsız, o yüzden aslında reklam yazarı derdini anlatmış.” Peki ya bu bir reklam olmasaydı da bu ürünün kurutma işini gerçekten farklı biçimde yaptığını söylemek isteseydik nasıl bir cümle kuracaktık?

Ana Sayfa ] Yukarı ]